sonraki aylarda ayda bir

Ateş basması veya sıcak basması denilen durum belli aralıklarda aniden gelen ve bir kaç dakika bazen daha uzun süren geçen, yüzde ve vücudun genellikle üst bölgelerinde kızarma, terleme, üşüme, titreme, çarpıntı, sıkıntı, daralma gibi belirtilerle karakterize bir durumdur. Bazılarında günde bir kaç kere oluşurken bazılarında çok sık oluşabilir. Genellikle gece görülür ancak günün her saatinde meydana gelebilir. Ateş basmaları bazı enfeksiyon hastalıklarında görülen ateş yükselmeleri ile karıştırılmamalıdır, yüksek ateş kalıcıdır ve ateş basmasındaki gibi aniden gelip geçici karakterde değildir.

Ateş basması denilince akla ilk gelen sebep menopozdur. Menopoza giren kadınlarda en sık görülen şikayetlerden birisidir. Menopozda ateş basması ve önlemleri hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Gebelikte hormonal değişimlerden dolayı görülebilen ateş basmaları hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Menopozda görülen ateş basmaları şiddetli ise ve hastanın hormon tedavisi almasında bir sakınca yoksa bazen hormon tedavisi uygulanmaktadır. Menopoza bağlı ateş basmaları genellikle hormon tedavisine çok iyi yanıt verir ve hasta kısa sürede rahatlar. Menopozda kullanılan ilaçlara rağmen sıcak basmalarında rahatlama görülmemesi durumunda buna neden olabilecek başka bir sebep var mı akla getirilmelidir.
Aşağıda kadınlarda ve erkeklerde ateş basmasına neden olabilen diğer durumlar sıralanmıştır.

Ateş basması (sıcak basması) şikayetine neden olan hastalıklar:
– Karsinoid sendrom
– Sistemik mastositozis
– Tiroid medüller karsinomu
– Prolaktin hormonu yüksekliği (hiperprolaktinoma)
– Feokromasitoma
– Pankreas adacık hücreli tümörü
– Renal cell karsinom (Böbrek tümörü)
– Omurilik yaralanması
– Multiple Skleroz (MS)
– Migren
– Parkinson hastalığı
– Anksiyete ve psikolojik stres halleri
– Anaflaksi
– Ortostatik hipotansiyon
– Otonomik epilepsi
– Arsenik zehirlenmesi
– Bazı lösemi türleri
– Bronkojenik karsinom
– Nöroblastoma
– Akne rosacea

Hamileliğin başında aşırı kilolu olan

Önemli olan gebelikte uygun miktarda ve düzenli şekilde kilo alarak doğuma normal bir kiloda girmek ve doğumdan sonra da yavaş yavaş doğru şekilde bu kiloları vererek eski formuna kavuşmaktır. Bunun için ise birinci şart gebeliğe normal bir kiloda başlamaktır, bu nedenle aşırı kilosu olan anne adaylarına diyetisyene başvurarak ve egzersiz yaparak normal kilolarına inmelerini ve bundan sonra gebe kalmalarını öneririz. Çünkü fazla kilolara gebelikte sıklıkla daha fazlaları eklenecektir ve bu da gebelikle ve doğumla ilgili çeşitli kötü etkiler oluşturabilecektir. Fazla kilonun gebelik üzerindeki etkileri hakkında detaylı bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Fazla kilolar gebelikten önce verilmelidir, gebelik sırasında fazla kilolu olanlara zayıflama önerilmez. Hamilelikten önce aşırı zayıf olan anne adaylarının da yine dengeli beslenmeyle normal kiloya döndükten sonra gebe kalmalarında fayda vardır.

Kilonuz normal mi nasıl anlayacaksınız? Kilonun fazla veya az olması vücut kitle endeksine (VKİ, BMI) göre hesaplanır. Vücut kitle indeksini hesaplamak basittir. VKİ hesaplamak için kilonuzu boyunuzun karesine bölmeniz gerekir. VKİ=kg/m2. Örneğin boyu 160 cm kilosu 55 kg olan bir kişinin vücut kitle indeksi 1.6×1.6= 2.56 ve 55/2.56=21.4 şeklinde hesaplanır. Buraya tıklayarak gelen sayfada sağda “VKİ Hesabı” bölümüne boyunuzu ve kilonuzu yazarak da hesaplayabilirsiniz. VKİ yaklaşık 19-25 arasında olanlar normal kiloludur.

Vücut Kitle İndeksi
18.5 ‘in altında olanlar Zayıf
18.5-24.9 arasında olanlar Normal kilolu
25-29.9 arasında olanlar Fazla kilolu
30-39.9 arasında olanlar Obez (şişman)
40 ‘ın üzerinde olanlar İleri derecede obez

Birinci kuralı yerine getirenler yani hamileliği uygun kiloda başlayanlar için sıradaki kural hamilelikte doğru, sağlıklı beslenme ve egzersiz ile normal miktarda kilo alarak doğuma ulaşmaktır. Gebelikte alınan kiloların hepsi annenin depoladığı yağlar değildir. Bu kiloların yaklaşık 3-4 kilosu bebek, 1 kg plasenta yani bebeğin eşi, yaklaşık 1 kg bebeğin suyu, 1 kg rahimin büyümesine bağlı, 1.5 kg annenin artan kan miktarı, 1 kg büyüyen göğüsler, 1-2 kg annede su depolanmasından kaynaklanır. Geriye kalanı da annenin aldığı kilolardır yani yağ depolarıdır.

Bazen anne adayları gebeliğin ilk aylarından itibaren kilo alamamaktan dolayı endişelenirler. Gebeliğin ilk aylarında bulantı, kusma, iştahsızlık, tiksinme gibi şikayetler çok olduğu için kilo alınmayabilir, bu problem yaratmaz, 4-5 aydan sonra daha fazla kilo alınır. Kişiye göre değişebilir

Kitleler mikroskopla tanınabilecek

HPV virüsü genital siğile nasıl neden olur? Nasıl bulaşır?
HPV çok bulaşıcı bir virüstür ve tam cinsel birleşme olmaksızın yalnızca genital bölgelerin yakın teması ile de bulaşabilir. Örneğin sürtünme yoluyla olan bir ilişki sayesinde veya parmakların cinsel bölgelere değmesi ile de parmak aracılığı ile bulaşma olabilir. Vajinal ilişki, anal ilişki, oral ilişki gibi her tür cilt teması ile virüs geçebilir. Cilt teması dışında havlu, havuz, tuvalet, kıyafet gibi yollarla virüsün bulaşması çok zor ihtimallerdir, bu şekilde virüs bulaşabilse bile bunlar meydana gelen bulaşların çok çok az bir kısmımı oluşturmaktadır.

HPV virüsünün 100’den fazla tipi vardır ve bu tiplerden yaklaşık 40 kadarı genital bölgede hastalık oluşturur. HPV tipleri 1, 2, 3 gibi numaralarla adlandırılır. Birçok çeşit HPV virüsü genital bölgede siğillere neden olabilir ancak genital gölgedeki siğillerin yüzde 90’ında etken HPV 6 ve HPV 11 virüsüdür. HPV virüsünü alan her kadında siğil oluşmaz, hiçbir hastalık yapmadan da virüs vücutta kalabilir ve kendiliğinden kaybolabilir. Virüs alındıktan sonra siğillerin oluşmasına kadar geçen süre çok değişkendir, bazen haftalar bazen aylar sürebilir (1-8 ay arası).

HPV virüsünün bazı tipleri rahim ağzı kanserine (serviks kanseri) neden olurlar. Ancak 6 ve 11 tipleri rahim ağzı kanserine neden olmazlar, bunlar non-onkojenik grup HPV tipleridir. Yani siğil ve kanser yapan HPV virüsleri farklı tiplerdir. Ancak genital bölgede siğil rastlanan kadınların vajina ve rahim ağzı bölgelerinin de muayene edilmesi ve smear tahlili yapılması gerekir. Çünkü vajinada ve rahim ağzında da nadiren siğiller olabilmektedir.

Makat bölgesinde siğil:
Makat bölgesinde siğil kadında ve erkekte genellikle cinsel temasla bulaşır. Cinsel temasın makat içine yani anal yolla olması gerekmez, vajinal seks sırasında da sıvıların ve cinsel organların makat bölgesine temas etmesi kolaylıkla bulaş sağlayabilir. Hatta cinsel bölgelere değen parmaklar virüsü buradan makat bölgesine taşıyabilir. Sebebi ve tedavisi vajina bölgesindeki siğiller ile aynıdır, hiçbir fark yoktur. Bazı hastalarda hem vajen hem makat bölgesinde siğil varken bazılarında sadece makat bölgesinde siğil meydana gelebilir. Siğiller genellikle makatın dış kısmında olur ancak nadiren iç kısma doğru yani barsak içerisine doğru da gelişebilmektedir, bu nedenle iç kısmın kontrol edilmesi gerekir (perianal bölge ve anal kanal).

Belirtileri nelerdir?
Genital bölgede oluşan siğiller genellikle hiçbir belirti vermeden hasta tarafından kendisi gördüğü için veya lezyonlar eline geldiği için fark edilir. Hastalar genellikle “genital bölgede veya bikini bölgesinde sivilce gibi lekeler çıktı” diyerek doktora başvururlar. Nadiren siğil olan bölgede kaşıntı, yanma, kızarıklık, hassasiyet, akıntı, lekelenme, kanama olabilir. Siğiller çok fazla ve büyük ise idrar yapma ve dışkılama sırasında zorluk, cinsel ilişkide zorluk gibi belirtilere neden olabilir.